UNUTUŞ

Hisar 19.08.23

Ben bugün şu an ne olduğumu unuttum, kim olduğumu unuttum. Aradan geçen onca yıl boyunca ne yaptığımı unuttum. Yirmi beş yıl öncesine gittim. Aradan onca zaman hiç geçmemiş gibi, hep oradaymışım gibi. İnsanlar uyanış yaşadıklarını söylerler, ansızın, birden bire Budha gibi. Belki bir anda olduğunu sandıkları o uyanış bir anda olmamıştı. Farkında olmadıkları yıllar vardı belki. Benim talihsizliğim ya da talihim o bir anın ne kadar uzun olduğunun farkında olmamdı. Bir anda (?) bir uyanış yaşadım ben de. Aslında hiç sevmediğimi sandığım şeyi ne çok sevdiğimi, kalbimde büyük bir yer kapladığını fark ettim. Yirmi beş yıl öncesinin her bir anının bende izinin kaldığını, şu anda dahi yudum yudum içiyormuş gibi ağzımda bıraktığı tadı duyumsadım. Geçişler o kadar hızlıydı ki; bir anda yirmi beş yıl sonrası bir anda yirmi beş yıl öncesi. Çok değişmiş olduğunu düşünürken ben, o da gizlice beni izliyormuş demek, “sen de” diyen sesiyle ürküttü beni. “Tabi ya” dedim “haklısın. Ben de çok değiştim. ” “Peki, neden benim değişmeme şaşırdın? Hem belki bunca değişmem beni sevdiğini anlamanı sağlayan.” Ne büyük bir açmazdı bu! Tam da unutulmanın nimet olabileceğini düşünürken. Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir diyenlere inat, unutuldum diye üzülenlere gülüp geçerken “keşke” dedim ” keşke unutulup kalsaydın sen de aynılığın, değişmezliğin içinde.” “Senin gibi nefes almıyorum diye yaşamıyorum sanıyorsun. Herseyin bildiğinden ibaret olduğunu sanıyorsun. Ben de varım ve var olduğum için değişiyorum. Aynı senin gibi. Hem var olmasam ne çıkar. Zihninde hep olduğum gibi kalacağım, hiç değişmeden. Koridorlarımda tedirgin tedirgin yürüdüğün zamanlarda olduğu gibi, ben buraya ait değilim diye düşünen zihninde değişmeden kalan ben olacağım aslında. Bak! Zihnindeki düşünce bile değişti. Düşündüğünün aksine tam da buraya, bana aitmişsin aslında. Yoksa bulmayı beklediğin beni bulamayınca hissettiğin üzüntü, farkına vardığın sevgi bunlar da mı değişecek? ” “Zihnim seni barındırdığı sürece hayır, tabi ki aynı kalacak.” “Adım değişse de, daha iyi gözüksem de gözlerimin gördüğü şey aynı aslında. Sen de gördün az önce. Beni sevdiğini anlaman, sende sana ait birşeyleri de değiştirdi bana kalırsa. Anladın aslında. Sen de değiştiğini söyledin. Aslında hiç değişmedin aynı benim gibi. Hep olduğun şeysin sen. Zaman bunu kabul etmeni sağlamış. Aslında bu yolun senin yolun olduğunu anladın. Beni böyle değişmiş bulunca seni üzen şey bu oldu. Bana yaptığın haksızlık, kendine yaptığın haksızlık. Kaderini kabul etmeyişin seni mutsuz etti. Su akar yolunu bulur daima. Bunu bilmen gerekirdi. Biliyor idiysen de eğer hatırlaman. “

Vedalaştım onunla, sımsıkı sarıldım. Gözlerimiz aynı yere bakıyordu nihayetinde. Önemli olan buydu, değişmezlik buradaydı. Zordu mana içinde madde olmak. Madde içindeyken manayı anlamak. Ve onca şey değişirken değişmeyen zerrenin değişen herşeyden daha büyük olduğunu anlamak.

Yorum bırakın