VAAT

José Manuel de Laá

Oğlunun adını bir an için hatırlayamaz. O kadar kızgındır ki… Onun da adı diğer ikisi gibi ‘A’ ile başlıyordu diye düşünür; Amor ve Asteriks gibi. Neden üçüne de ‘A’ harfi ile başlayan adlar koymuşlardı ki? Eşiyle böyle karar vermelerinin bir sebebi olsa gerekti: Astor, Asteriks ve neydi? Anton.

İkisi kız, biri erkek üç kardeş, bir anne ve babadan oluşan ailenin azalarak yaşadıklarını anlatıyor roman. Damon Galgut’ un kitabında, adının da belirttiği üzere verilen bir vaat, bir söz var. Ölen birine ölen kişinin, minnettarlığının ifadesi mi demeliyiz buna, yoksa hak edene hak ettiğini vermek mi bilmiyorum ama, bunu gerçekleştirecek olan son isteğini yerine getirmek üzere verilmiş ama gerçekleşmesi için uzun mu uzun bir zaman geçmesi gereken vaat.

Kitabın alışık olmadığım bir anlatım tarzı var; okuyucuyu da kimi zaman içine katan, belki bu yüzden bana göre kimi yerlerde mevzuyu küçücük de olsa masallaştıran. Bazen zihinden zihine hızlı geçişler de mevcut. O yüzden okurken kopmamak için zaman zaman biraz uyanık olmak gerekebilir.

Yeniden kitapta anlatılanlara dönecek olursak eğer, Güney Afrika Cumhuriyeti bembeyaz insanların Güney Afrikalı olduklarını beyan etmeleri nedeniyle hep merakımı cezbetmiştir. Kitap sayesinde Güney Afrika Cumhuriyeti ile ilgili merakımı, tam da vakti gelmişken küçük bir araştırma ile, gidermiş oldum; çünkü kitap bir ailenin yaşadıklarını anlatmakla beraber Güney Afrika tarihinin bir bölümünü de eş zamanlı olarak anlatıyor. Arka planda, fonda olan aynı zamanda Güney Afrika Cumhuriyeti’nin belli bir zaman aralığındaki tarihi.

Ailenin kendi öyküsüne geldiğimizde ise bir ailenin periyodik olarak yok oluşuna tanıklık ediyoruz. Aile fertleri on yıl arayla teker teker dünyayı arkalarında bırakarak gidiyorlar aileden son bir kişi kalana dek. Yaşananlara kesintisiz olarak tanıklık edemiyoruz. Arada atlanan zamanlar var. Daha çok ölümler merkeze alınarak devam ediyor anlatı. Bazen asıl katakterlerden çok uzak bir karaktere de rastlayabiliyoruz. O ve onun gözlemleri de çeşni tadında serpiştiriliveriyor paragrafların arasına. Ufak tüyolarla daha önceki anlatıyla ilgili bir aydınlanma yaşayabiliyorsunuz mesela. Sanırım bu kitapta en çok etkilendiğim karakter Anton. Anton’un üzerinde çalıştığı bir kitabı, daha doğrusu romanı var. Kimi zaman aklına gelen düşünceleri ya da cümleleri “Bunu romanımda kullanabilirim.” diyerek not ediyor hemen. Kitabının üzerinde her gün çalışıyor hatta bu yüzden içine kapandığı bir çalışma odası bile var; Amor’ un odası. Kitap çevresindeki herkes için bir muamma. Kimi zaman böyle bir kitabın olup olmadığından şüphe etseler dahi Anton’dan içten içe bir beklentileri de var. Kısacası ya işe yaramazın teki ya da bir dahi. Kararsız bir kişilik Anton, sağ gösterip sol vuranlardan mi demeliyim yoksa? Hatta kendine karşı bile. Bunu ifade ettiği çok güzel bir cümle var; hayatı boyunca yapmak istediği pek çok şeyi gerçekleştirmeyi düşünürken gidip bunun tam tersini yapmasıyla ilgili olarak. Aynada kendine bakmak gibi, kendisiyle arasındaki mesafe iki katına çıkmış oluyor böylece. Olmayı istediği yer ve olduğu yer. Büyük bir hayal kırıklığı.

Romanın en sonunda Anton’un gerçekten bir kitabı olduğunu öğreniyoruz; başlığı henüz konmamış bir kitap. İşte Anton’la alakalı olarak bana en çok dokunan yer de burası oldu: Bir nevi otobiyografisi olan kitabı da kendi aile fertlerinin onar yıllık aralarla yok oluşu gibi onar yıllık dönemlerle dört bölüme ayırmış. İlk bölümün adı da İLKBAHAR. Hayatının başında, umut dolu, gerçekleştirmek istediği hayalleri, hayata dair planları olduğu dönemi anlattığı bölüm. Yaşadığı talihsiz bir olayın başlattığı ikinci bölüm ise talihsizliklerinin, hayal kırıklıklarının egemen olduğu KIŞ adlı bölüm. Başarılı bir ilk bölümden sonraki bölümler daha dağınık, sorular ve düşüncelerle dolu. Bir kitap taslağının taslağı belki de.

Velhasılı kelam ben burada kitaptaki olayları başından sonuna kadar anlatsam da bir kitabın güzelliği kelimelerin sıralanışında, ifade ettiği düşüncenin ihtişamında gizli. Okumanın kesinlikle zaman kaybı olmayacağı güzel bir kitap.

Yorum bırakın