İDEAL DEFTER

Sevdiğiniz kuş? Kırlangıç. Proust’ un anketteki sorulardan bir tanesine verdiği cevap bu: kırlangıç.  Proust’ un, anketi on beş yaşındayken doldurduğunda en sevdiğiniz renk sorusuna verdiği cevap ise “Güzellik renklerde değil onların uyumundadır.”Her ne kadar Brenda Lozano’nun en sevdiği kuş kırlangıç olsa da en sevdiği renk, on beş yaşındayken onu yetişkin dünyasından ayıran şey olarak gördüğü kalemtıraş gibi özel bir nesnenin kendine ait ve elektriksiz olanının mavisi. İdeal defterinin denizin dalgaları gibi mavi olan çizgileri de cabası.

Bir kuşa dönüşebilse kırlangıç olmayı diliyor kitap boyunca sık sık. “Değişmek” diyor “kendine yabancılaşmak kendini tanımaktan daha önemli.” Öyle mi gerçekten de? Kendini tanımadan ileride bir yabancı olduğunu anlayabilir mi insan? Kendisi, kendi bildiğinden farklı birine dönüşürse mesela. Mesela insanken bir kırlangıça dönüşürse bunu anlayabilir mi ve hangisi kendisi olur, insan olan mı kırlangıç olan mı pek emin değilim.

Az evvel benim yaptığım gibi kendine sorular sorup durup soruyor yazar kitap boyunca; çünkü bu bir kitap aslına bakarsanız; yazarın defterinin kitaplaştırılmış hali ve bizler onu okuyoruz. Defterindeki en sevdiğim sorulardan biri de şu oldu: Hayatta nasıl çapraz yöne yüzülür? Çapraz yönde yüzmek hayat kurtarır ve bu sorunun cevabını bilmek gerçekten yaşamın sırlarından biri olabilir. Kim bilir?

Yüzmek demişken insanın aklına deniz geliyor. “Deniz en saf ve en kirli sudur; balıklar için içilebilir ve hayati, insanlar için içilmez ve ölümcül.” sözünü Simone Weil’in o kadar güzel özetlemiş ki Brenda Lozano… “Bir başka deyişle” demiş “yukarı çıkan da aşağı inen de aynı merdivendir.” ve bu söze sık sık atıfta bulunmuş. Merdiven aşağı mı iniyor yoksa yukarı mı çıkıyor? Değişir değil mi nerede durduğunuza göre, maksadınıza göre, gideceğiniz yöne göre. Aşağı inmek o kadar kötü müdür, sanmam. Bazen inmek, bazen de çıkmak gerekir. Ama tabi ki konumuz bu değil. Konumuz İdeal Defter, Brenda Lozano’nun defteri yoksa kitabı mı demeliyim? Aynı merdiven gibi, aşağı mı yukarı mı? Hiç önemli değil ne olduğu. Bizlere göre kitap, ona göre defter illa ki bir cevap arayacaksak eğer.

İdeal defter Brenda’ nın İdeal markalı defteri olmasının yanı sıra onun için ideal olan defter de aynı zamanda. İdeal bir defter, defter olmanın yanında daha bir çok şeydir aynı zamanda. Ama İdeal Defter en çok nedir biliyor musunuz? Penelope’ nin örgüsü, onun Odysseia’ yı beklerken örüp örüp söktüğü, söküp söküp ördüğü. O da Penelope gibi bekliyor, Jonas’ını (Yunus) bekliyor. Yazıp yazıp siliyor hikayesini ve silip silip yazıyor. Sormadan da edemiyor kendine: Bu hikaye onu yakınlaştıyor mu yoksa uzaklaştırıyor mu? Bu merdiven iniyor mu yoksa çıkıyor mu?

Yunus Peygamberi balinanın yutması gibi Jonas’ ı da annesinin hayaleti tutsak ediyor. Annesini kaybeden Jonas onun yokluğuyla başa çıkmaya çalışırken, annesinin hayattayken yurdu olan İspanya’ya her yıl yaptığı seyahati aile fertlerinin geri kalanı ile yapmaya karar veriyor ve ne zaman döneceği belli olmayan bir yolculuğa çıkıyor. Onunla birlikte Brenda da olduğu yerde bir yolculuğa çıkıyor, kendi derinlerine yaptığı bir yolculuğa. Kendi yolculuğunda Jonas’a olan sevgisisinin sağlamasını alıyor sık sık. Onu seviyordur, onu özlüyordur, onu bekliyordur. İdeal defterinin bekleme salonunda yazarak, arkadaşlarıyla buluşarak, işine giderek, kimi zaman küçük yolculuklar yaparak ama daima Jonas’ı anarak onu bekliyordur.

Kitabın en güzel yanı; bu bekleyiş yolculuğun vasıtası ise eğer, aracın penceresinden gördüğü renkli manzaraya tanıklık etmek. Kitabı okuduktan sonra kitaplığızda bir “İdeal Defter” köşesi bile oluşturabilirsiniz, atıfta bulunulan yazarların kitaplarından oluşan. İdeal defter aynı zamanda ideal bir kitap, keyifli bir yolculuk da olmuş.

Yorum bırakın