ARMAĞAN

Yazar olmak nedir? Olasılıklar denizinin sonsuz dalgalarından birine sıçrayıp dalgadan dalgaya tutunmak ve en sonunda yine geldiği yere geri dönmek büyük bir gürültüyle patlayarak…

“Hoşçakal Z.” Z. mi, o da kim ki? Zamanın “Z”si mi diye düşünürken kitabin arka kapağında bir ipucu bulma niyetiyle sörf yapan bakışlarımın Zoran Zivkoviç kelimelerine takılması. Yazar “O”ymuş, aklını kaçırmış olan resssamın tuvalindeki gizemli adam, armağan zamanların sahibi meğer yazarın kendisiymiş. Aksi mümkün müydü ki zaten? İnsan ya bir kitabın sayfaları arasında ya da zihninde zamanda yolculuk yapabilir. Zamanı hep “an” olarak düşünmüşümdür. Bir anın sonsuzluk içindeki uzamı. Belki de bu, böylesine uzunmuş hissini veren. Belki de bu yüzden son derece mümkün zamanda yolculuk yapmak, şu an değil ama, bir şeylerin sırrına vakıf olunca kim bilir? Zamanda yolculuğun istenmeyen ya da istenen değişikliklere de neden olacağını sanmam. Geçmişte hatırladığımız hiçbir şey değişmediğine göre gelecekten gelen ziyaretçilerimiz buna muktedir olmasalar gerek. Ya da geçmiş zihinlerimizde kolaylıkla çarpıtılabildiğine göre dışarıdan bir etkiye ne gerek?

Hayal gücü, yaratıcılık, keyifle okunmak iyi güzel şeyler de vesselam, çok iyi yazar olmak için daha başka birşeyler de gerek…

Yorum bırakın