Yıldız

astronomy-constellation-cosmos-2162

Gecenin en karanlık olduğu o gün bir yıldız kaydı gökyüzünden. Kaydı, kaydı ve kaydı… Ta ki küçük kızın ayaklarının dibine düşene dek. O kadar hızlı düşmüştü ki yıldız, çarpmanın şiddetiyle dümdüz olan yüzünü hızla yerden kaldırdı ve başının etrafında dönüp duran yıldız tozlarını, hızla silkeleyerek başını bir an evvel def etti. Yüzü de eski hacmine kavuşmuş oldu böylece. Kendine gelir gelmez çekişti küçük kıza. “Niye öyle şaşkın şaşkın yüzüme bakıyorsun ufaklık? Ben gökyüzünde süzülürken dilek tutmadığın için şu düştüğüm hale bak!!! Şimdi tekrar gökyüzündeki yerime geri dönmem gerekiyor ve ben bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum.”
Küçük kız, küçük çocuklara özgü o bilgelikle avucuna aldı yıldızı ve ona meraklanmamasını söyledi. Onu evine geri göndermenin bir yolunu mutlaka bulacaktı. Annesi kesinlikle bir yolunu biliyor olmalıydı. Hemen yanına koştu annesinin ve bir çırpıda olan biteni anlattı. Hiç şaşırmamış gibiydi annesi bu olağanüstü hikaye karşısında. Saatin çok geç olduğunu, artık uyuması gerektiğini, sabah zinde bir kafa ile mutlaka bir çare bulacaklarını söyledi. Annesinden umduğunu bulamayan kız peki diyerek döndü arkasını. Anlamıştı ki şu an gelmeyen cevap yarın da gelmeyecekti. Bir de şansını babasında denemeye karar verdi. Belki onun başına daha önce böyle bir şey gelmiş olabilirdi. Babasına da hikayeyi bir çırpıda anlattı küçük kız ve “Hı” dedi babası yerinden sıçrayarak. “Yıllldıııı….” daha kelimeyi bile tamamlayamadan bir horlama sesi geldi. Umutsuz vaka… Çaresiz, cebine koyduğu yıldızıyla birlikte odasına doğru ilerlerken beşiğinde ayaklanmış, gülücükler saçan minik bebeğe, kardeşine ilişti gözleri. Kardeşi ona yardım edemese bile en azından hayal kırıklığını ve çaresizliğini unutturabilirdi. Kardeşinin yanına gitti küçük kız. Beşiğin parmaklıkları arasından bebeğin yüzüne minicik bir buse kondurdu ve cebinden aldığı yıldızı avucunun içinde tutarak bebeğe uzattı. Kahkahalarla gülmeye başladı bebek, ışıl ışıl parlayan yıldızı görünce. Elini uzattı yıldıza doğru ve ani bir hareketle kaptığı gibi ablasının avucundan ağzına götürdü tüm bebeklerin yaptığı gibi ve bir hamlede yuttu yıldızı bebek. Dehşet içinde kocaman açıldı küçük kızın gözleri. “Hayııııır” dedi ona “Yıldız yemek değildi ki. Her şeyin tadını merak etmenden bıktım artık. Bir gün bu oburluğun başına dert açacak.” Gözyaşları titremeye başladı gitgide hızlanarak, ha düştü ha düşecekti ki gözlerinden, kardeşinin boğazında kuvvetle parıldayan yıldızın ışığına takıldı gözleri. Sakin olmasını söyledi kıza önce, endişelenmemesini çünkü evine dönüş yolunu bulduğunu söyledi. Küçük bebeğin kafasında gökyüzüne açılan bir dehliz vardı. “Yalnız” dedi yıldız küçük kıza, “Bir an evvel kalbinde filizlenen dileği fark et. Ben bir kez daha tüm ihtişamımla süzüldüğümde gökyüzünde, dileğini fısılda ki yeniden düşmeyeyim yeryüzüne. Evime dönecek kadar şanslı olmayabilirim bir dahaki sefere…”
Küçük kız söz verdi ona kalbindeki dileği keşfedeceğine dair ve evine döndü yıldız ardından tek bir iz bile bırakmadan. O günden sonra gözleri her gece gökyüzünde yıldızını aradı. Çünkü biliyordu ki küçük kız, yıldızını bulduğu vakit gökyüzünde kalbinde gizlenmiş olan dileği de bulmuş olacaktı…

Yorum bırakın