Dinle

flora-floral-flower-wallpaper-3878

Küçük bir oğlan çocuğu; sapsarı saçlı kapkara gözlü. Çömelmiş suyun başına ayaklarını yere sımsıkı basmış, kırmış dizlerini kalmış öyle. Bir dal parçası elinde, suyu izlemeye durmuş. Köpüklerinden şekiller çıkarmış, suyu anlamaya çalışmış. Sesini dinlemiş suyun, birşeyler anlatmaya çalıştığı belli, ama su dilini bilmiyormuş ki çocuk. Düşünmüş, benden başka sesine kulak veren var mı acaba diye, anlamaya çalışan seni. Etrafta ondan başka da kimsecikler yokmuş gerçi. Yere uzanmış çocuk, başını yavaşça toprağa bırakmış. Su sağından akıp gidiyormuş çocuğa hiç aldırış etmeden, sanki orada yokmuş gibi çocuk, sanki onun sesine kulak vermiyormuş, sanki onu anlamaya çalışmıyormuş gibi umarsız. Gücenmiş, suya gücenilir mi hiç? O gücenmiş işte. Başını öte tarafa dönmüş. Bakmış yanı başında bir çiçek, saçlarına karışmış çocuğun, okşamış başını yumuşacık yapraklarıyla. Haydi demiş ona, yum artık gözlerini, aldırış etme sen ona. Öylesine yakınmış ki çiçek, öyle yanıbaşında, sessiz gibi gören olsa, ama sessizlik de birçok şey anlatılabilirmiş oysa. Suyun kuru gürültüsüne karşın çiçeğin anlamlı sessizliği baş ucunda. Çiçeğin sessizliğinde anlamış çocuk, suyun dert yandığını anlamış, onu anlayan kimseler yokmuş. Kızgınmış su, yolunun üstündeki taşlara hızla çarpışı kızgınlığındanmış, anlaşılamamaktanmış. O yüzden artık o kadar umarsızmış, gürül gürül akıp gitmekte bulmuş çaresini. Ya çiçek ne yapsın diye düşünmüş çocuk, nerelere gitsin, nasıl gitsin ki hem, toprağa sımsıkı bağlıymış. Bir hışımla kalkmış çocuk, uzatmış elini çiçeğe. Madem toprak esaret, suya vermek onu doğrusu elbet. Dalından yakalamış çocuk, tam koparacakken, bir damla çiy düşmüş eline çiçekten, tıpkı bir gözyaşı gibi. Ağzını açmış kocaman çocuk, elindeki damlayı ağzından içeri düşürmüş. Düşer düşmez de kapamış ağzını ve büyümüş damla ağzının içinde, büyümüş de büyümüş bir ağız dolusu olmuş. Yutmuş damlayı, çocuğa karışmış artık çiçek ve o zaman anlamış çocuk aslolanın anlaşılmak değil anlamaya çalışmak olduğunu. Anlamak için çaba göstermenin, dünyayı kendinden ibaret sanma yanılgısından kurtardığını fark etmiş çocuk. Ve o an tüm kalbiyle dilemiş çocuk, suyun da anlayabilecek kadar sakinleşeceği bir yere varmasını, küçük ama bilge çiçek gibi huzur vermesini dilemiş çabuk çabuk . Elini uzatmış çocuk suya, az evvel çiçeğin ona yaptığı gibi dokunmuş yumuşacık. Eğer anlarsan demiş, anlaşılmak için belki bir şansın olur da seni yoran hırçınlığın kaybolur.

Yorum bırakın