stock-photo-road-country-road-path-roads-destiny-5f8ddd0c-6b65-4ec8-a14a-106cfafb53f9

    Platon’ un Devlet’ in son bölümünde anlattığı bir öykü var: Öykünün kahramanı Er, bir savaşta ölür ve on gün sonra ölüleri gömmek için savaş meydanına gelenler Er’ in cesedinin hala bozulmamış olduğunu görürler. Ölümünün on ikinci gününde odunların üstünde yakılmayı bekleyen Er dirilir ve öteki tarafta gördüklerini anlatmaya başlar. Er’ in ruhu bedenini terk ettikten sonra diğer ruhlarla beraber yerde ve tam karşısında gökte yan yana ikişer kapının bulunduğu ve arasında da yargıçların oturduğu bir yere gelmiş. Yargıçlar ruhları yargıladıktan sonra adil ruhlara göğe çıkan sağdaki yoldan , adil olmayan ruhlara ise yere inen soldaki yoldan gitmelerini buyuruyorlarmış. Yargılama sırası Er’ e gelince yargıçlar, onun bulunduğu öteki dünyada olup bitenleri insanlara anlatmakla görevlendirildiğini söylemişler. Er de olanı biteni izlemeye başlamış. Yerin derinliklerine inip tekrar gelen ruhlar kir pas içindeyken gökten gelenler pırıl pırıl tertemizlermiş. Yerin altından gelenler 1000 yıl süren zorlu yolculukları sırasında tanık oldukları korkunç şeyleri yana yakıla anlatırken, gökten inenlerse gökte yaşadıkları mutlulukları ve gördükleri eşsiz güzellikleri anlatıyorlarmış.
Cezasını çekenler de ödülünü alanlar da toplandıkları çayırda sekiz gün geçirdikten sonra bir yolculuğa çıkmışlar ve bu yolculuğun sonunda kader tanrıçaları Lakhesis, Klotho ve Atropos’ un kendilerini bekledikleri yere gelir gelmez Lakhesis’ in huzuruna çıkarılmışlar. Bir tanrı habercisi ruhları sıraya sokmuş ve Lakhesis’ in kucağındaki kura numaralarını ve hayat örneklerini aldıktan sonra ruhlara ölümlü soyun zorunlu döngüsüne yeniden gireceklerini ve kurada çektikleri sıraya göre kaderlerini kendilerinin seçeceklerini ve seçtikleri kaderden kendilerinin sorumlu olacaklarını söylemiş. Bunu söyledikten sonra kura numaralarını atmış ve her ruh kendi önüne düşeni almış ve çektiği kuraya göre sıraya girmiş. Bunun üzerine Tanrının elçisi mevcut ruhlardan sayıca çok daha fazla hayat örneğini onların önünde tek tek açmış.
Ve burada Platon insanlar için en büyük tehlikenin burada olduğunu, bu nedenle de en çok bu konuda uğraşmak gerektiğini söylüyor. Ruh, bütün doğal verilerin ve yetilerin yanı sıra sonradan kazanılmış davranış ve tutumların karşılıklı etkileşim içinde nasıl sonuçlara yol açtığını çok iyi kavramış olmalı, böylece bütün bu düşünceler içinden seçimler yapabilmeli. Böyle bir ruh, gözünü ruhun özüne çevirip kötü hayatı iyi hayattan ayırt eder ve Hades’ e indiğinde zenginliğin ve öteki melanetlerin etkisiyle sarsılmaması, tiranların ve benzeri kimselerin hayat seviyesine düşmemesi ve onmaz sayısız suç işlememesi, kendisinin de çok daha büyük suçların kurbanı olup acı çekmemesi ve bu hayatın hep orta yolunu seçip aşırılıktan kaçınabilmeyi başarması için inancının çelik gibi sağlam olması lazımdır; çünkü insan ancak böyle en mutlu insan olabilir.
Ve ne olmuş biliyor musunuz ruhlardan bazıları, tüm bu uyarılara rağmen onlara acı getirecek hayatları seçmişler ve bir önceki hayatlarının bedelini yerin altında çok ağır ödeyen ruhlar ise daha ılımlı, daha sakin hayatları… Bütün ruhlar hayatlarını seçtikten sonra Lakhesis onlara, onları koruyacak ve seçtikleri hayatın gereklerini yerine getirecek perilerini vermiş. Daha sonra ruhların seçtiği hayatlar Klotho tarafından onaylanarak Atroposça da değişmez kılınıyormuş. Son olarak Lethe Irmağının suyundan içip herşeyi unutan ruhlar dünyaya geri dönecekleri ana kadar derin bir uykuya dalıyorlarmış.
Dediklerime uyar da ruhun ölümsüzlüğüne ve iyilik gibi kötülüklere de katlanabileceğine inanırsanız göğe giden yola kolayca ulaşır, adalete ve bilgeliğe hayatlarımızı kolaylıkla adayabiliriz. Böylelikle bu dünyada yaşarken, taraftarlarından ödüllerini toplayan bir şampiyon gibi adilliğin ödüllerini aldığımızda hem diğer insanların hem de tanrıların sevgisini kazanırız. Böylece hem bu hayatımızda, hem de o bin yıllık yolculuğumuzda mutluluğumuzu kaybetmemiş oluruz diyerek bitiriyor Platon öyküsünü.
Ruhun ölümsüzlüğüne inanmak, şu ömrün bir an kadar kısa olduğunu idrak edebilmek, iyi şeylerle olduğu kadar kötü ve hiç mi hiç hoşumuza gitmeyecek şeylerle karşılaşacağımızı ve hepsinin geçip gideceğini bilerek yaşamak… Sindirmek ve tatbik etmek için bir insan ömründen daha fazlasına ihtiyaç var sanırım. Ne diyelim o zaman; dilerim ki bu bilgeliği elde edebilenlerden oluruz.

Yorum bırakın